
Merhaba
Aile olmak, ebeveyn olmak ya da bireysel olarak yaşamın getirdiği sorumluluklarla baş etmeye çalışmak; çoğu zaman fark edilmesi zor ama derinden hissedilen duygusal yükler oluşturur. Danışmanlık yolculuğum, bireylerin ve ailelerin bu yükleri yargılanmadan ifade edebilecekleri, anlaşıldıklarını hissedebilecekleri güvenli bir alan sunmayı amaçlar.
Hakkımda;
Lisans eğitimimi Sosyoloji alanında tamamladım. Akademik yolculuğuma klinik psikoloji alanında yüksek lisans yaparak devam ettim. Bu akademik altyapı; bireyi yalnızca bireysel özellikleriyle değil, ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu sosyal bağlamla birlikte değerlendirmeme olanak sağlar.
Çalışmalarımda; ailelerin, ebeveynlerin, çocukların ve yetişkin bireylerin yaşadıkları duygusal zorlanmaları anlamaya yönelik bütüncül ve çözüm odaklı bir yaklaşımı benimsiyorum. Aldığım çözüm odaklı bireysel ve aile danışmanlığı eğitimi, danışmanlık sürecinde sorunlara takılı kalmadan; güçlü yönleri fark etmeyi ve uygulanabilir çözüm yollarını birlikte oluşturmayı destekler.
Danışmanlık sürecinde, bireylerin yaşantılarında etkisi devam eden duygusal yükleri ele alırken, aldığım EMDR eğitiminin kazandırdığı yapılandırılmış ve güvenli yaklaşımı da sürece entegre ediyorum. Bu yaklaşım, yaşanan deneyimlerin kişi üzerindeki etkisini anlamaya ve duygusal dengeyi desteklemeye yardımcı olur.
Çocuk ve ergenlerle yürütülen çalışmalarda; çocuk terapistliği, çocuk değerlendirme testleri uygulayıcılığı, çocuk yaratıcı drama ve Montessori eğitimlerimin kazandırdığı gelişimsel ve yapılandırılmış bakış açısını kullanıyorum. Her çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve bireysel ihtiyaçlarına uygun şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Aldığım pedagojik formasyon eğitimi, çocuk ve ergenlerle çalışırken gelişim dönemlerini dikkate alan, ebeveynleri suçlayıcı olmayan ve aile–çocuk–çevre dengesini gözeten bir danışmanlık yaklaşımı geliştirmemi desteklemektedir. Bu sayede ebeveynler, çocuklarının yaşadıklarını daha sağlıklı bir çerçevede anlamlandırabilir.
Danışmanlık benim için;
yargılamak değil anlamak,
etiketlemek değil fark ettirmek,
kısa vadeli öneriler sunmak değil kalıcı içgörü ve farkındalık kazandırmaktır.
Her bireyin, her ebeveynin ve her ailenin hikâyesi kendine özgüdür. Amaç; mükemmel olmak değil, yaşanan süreci daha dengeli, daha bilinçli ve daha sürdürülebilir bir hâle getirebilmektir. Bu süreçte, danışanlarımın kendilerini güvende ve anlaşılmış hissettikleri bir alan sunmayı öncelikli görüyorum.

